Paslanmaz Çelik Sanayi Derneği (PASSAD), Çeşme'de gerçekleştirilen 2. Uluslararası Çelik Sanayi ve Küresel Piyasalar Zirvesi (Steel Summit 2026) kapsamında düzenlediği "Sürdürülebilir Bir Malzeme Olarak Paslanmaz Çeliğin Türkiye Ekonomisindeki Yeri" başlıklı oturumda, sektörün hurda ekonomisini, yeşil üretim altyapısını ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM/CBAM) uyumunu mercek altına aldı. PASSAD İletişim ve Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Ufuk Özdemir'in yönettiği panele Aperam, CRONIMET Turkey ve Aca Metal yöneticileri ile Yeditepe Üniversitesi'nden Dr. Kübra Akben katıldı.
Oturum, Türkiye'nin Avrupa ortalamasının gerisindeki kişi başı paslanmaz çelik tüketiminden hammadde piyasasındaki konumuna uzanan birbirine bağlı sorun ve fırsatları masaya yatırdı. Konuşmacıların ortak vurgusu net: SKDM süreci yaklaşırken sektörün hem hurda izlenebilirliğini güçlendirmesi hem de elektrik karışımının karbonsuzlaşma hızına yetişmesi gerekiyor.
Türkiye paslanmaz hurdasının yüzde 60-70'i tek elden işleniyor
Almanya merkezli CRONIMET Holding'in Türkiye operasyonunu yürüten CRONIMET Turkey Metal Ticaret A.Ş. Ticaret ve Lojistik Müdürü Zeynep Fındık, Türkiye genelinde aylık 12-15 bin ton paslanmaz çelik hurdası oluştuğunu, bu hacmin 6-7 bin tonunun CRONIMET tarafından işlendiğini açıkladı. Şirket, yıllık 50-70 bin ton paslanmaz çeliği ekonomiye geri kazandırarak Türkiye pazarındaki hurdanın yüzde 60-70'ine dokunduğunu belirtiyor.
Fındık, sürecin tonajdan çok kalite, doğru analiz ve izlenebilirlik üzerine kurulduğunun altını çizdi. Hurda kaynaklarını beyaz eşya, otomotiv, talaşlı imalat, savunma sanayi ile Aliağa'daki gemi söküm faaliyetleri olarak sıraladı. 316, dubleks ve "baffon" olarak adlandırılan kaliteler, içerdikleri krom, bakır ve nikel oranıyla yüksek katma değer üretiyor. Paslanmaz çeliğin karbon çeliğinden ayrıştırılmasının Türkiye'de 1975-1980 yıllarına dayandığını hatırlatan Fındık, kaynakta doğru ayrıştırmanın katma değer kaybını önlediğini ve ülke ekonomisine doğrudan fayda sağladığını söyledi.
Aperam Brezilya'daki entegre tesiste kendi biyokütlesini kullanıyor
2011 yılında ArcelorMittal'den ayrılarak bağımsız bir küresel paslanmaz oyuncusuna dönüşen Aperam'ın Paslanmaz Çelik CEO/COO'su Ercüment Ulusay, grubun paslanmaz çelik, elektrik çeliği ve özel alaşımlar üreten 14 Avrupa servis merkezine sahip olduğunu hatırlattı. Aperam son dönemde Alman geri dönüşüm şirketi Ian Schrade'i ve ABD'de havacılık-uzay alaşımları üreten Universal'i bünyesine kattı.
Ulusay, grubun yeşil dönüşüm tarafındaki adımlarını aktardı:
"Aperam, Sürdürülebilir Ormancılık Standardı (FSC) sertifikalı kendi ormanlarına sahip. Brezilya'daki Timoteo tesisimiz cevherden üretim yapan entegre bir tesistir ve bu ormanlardan elde edilen kömür (biyokütle) üretimde kullanılmaktadır. Grubumuz 2023 yılında Responsible Steel sertifikasını almıştır. 2030 yılı hedeflerimiz doğrultusunda, 2021 yılı baz alınarak enerji tüketimini yüzde 10, karbondioksit emisyonunu yüzde 20, toz emisyonunu yüzde 50, su tüketimini yüzde 40 azaltmayı ve geri dönüşüm oranını yüzde 97'nin üzerine çıkarmayı taahhüt ediyoruz. Avrupa'da ise 2050 yılına kadar karbon nötr olma hedefimiz bulunuyor."
Aperam'ın 2025 üretimi 2,2 milyon ton olarak gerçekleşti. 1998'de Gebze Organize Sanayi Bölgesi'nde kurulan Aperam Türkiye, beş üretim hattı, iki levha kesme ve bir polisaj hattıyla çalışıyor; Dünya Klasında Üretim (WCM) konseptinde bronz seviyeye ulaştı.
Elektrik ark fırını avantajı var ama şebeke karbonsuzlaşmadan tam yeşil yok
Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Kübra Akben, Türkiye'deki çelik üretiminin yaklaşık yüzde 70'inin elektrik ark fırını (EAF) ile gerçekleştirildiğini, Almanya'da bu oranın yüzde 30 seviyesinde kaldığını belirterek Türkiye'nin teorik bir avantaj barındırdığını söyledi. Ancak şebekedeki elektriğin halen yüksek karbon yoğun olduğunu hatırlatan Akben, "Yenilenebilir enerji kullanımı artmadığı sürece tam anlamıyla yeşil olamayız. Elektrik enerjisinin karbonsuzlaşması ve ucuzlaması kritik bir konudur" uyarısında bulundu.
Akben, panelde paylaştığı sektör anketinde katılımcıların büyük çoğunluğunun kurumsal karbon ayak izini hesapladığını, gelecek beş yıllık dönemin başlıca beklentisinin ise SKDM ve sürdürülebilirlik uyumu olduğunu aktardı. Türkiye'de İklim Yasası'nın çıktığını, 2026 itibarıyla Emisyon Ticaret Sistemi'nin (ETS) başladığını hatırlatan akademisyen, finansal yükümlülüklerin 2028'den itibaren kademeli olarak devreye gireceğini, 2026-2027 döneminde ücretsiz tahsisatların dağıtılacağını ifade etti.
Dekarbonizasyon yol haritasında hidrojen ve Karbon Yakalama, Kullanma ve Depolama (CCUS) teknolojilerinin yerine değinen Akben, kurucusu olduğu merkezde karbondioksiti yüksek katma değerli karbonmonokside dönüştüren projeler yürüttüklerini, Türkiye'nin ilk pilot Doğrudan Havadan Karbon Yakalama (Direct Air Capture) ünitesini kurmayı hedeflediklerini açıkladı. Akben ayrıca KOBİ'lerin yeşil ve dijital ikiz dönüşümüne destek için yapay zeka tabanlı Karbon Bot uygulamasını (yukarbon.yildiz.edu.tr) ücretsiz olarak kullanıma açtıklarını duyurdu.
Türkiye'nin paslanmaz tüketimi Avrupa ortalamasının üçte birinde
Aca Metal Genel Müdürü Ahmet Cemil Abiş, Türkiye'de kişi başına paslanmaz çelik tüketiminin 5-8 kilogram aralığında seyrettiğini, bu rakamın Avrupa ortalamasında 25 kilograma çıktığını paylaştı. Abiş, paslanmaz çeliğin yüksek performansını ve uzun ömrünü Osmangazi Köprüsü'nün korozyona açık bağlantı elemanlarında tercih edilmesi örneği üzerinden anlattı.
Endüstriyel tesislerde korozyon ve boya nedeniyle yapılan zorunlu duruşların büyük ekonomik kayıplara yol açtığını söyleyen Abiş, paslanmaz çeliğin döngüsel ömrü ve düşük bakım maliyeti hesaba katıldığında pahalı bir malzeme olmadığını, aksine bir yatırım kalemi olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Tarihsel örnek olarak Eiffel Kulesi'ni anan Abiş şu değerlendirmede bulundu:
"Eiffel Kulesi inşa edildiği dönemde paslanmaz çelik bulunmadığı için ömrü başlangıçta 20 yıl olarak öngörülmüştü. Bugün kule, turistik değeri nedeniyle her 7 yılda bir gerçekleştirilen ve 1,5 yıl süren çok ağır boya ve bakım maliyetleriyle ayakta tutulmaktadır. Eğer Eiffel Kulesi paslanmaz çelikten yapılsaydı, bu devasa bakım masraflarının hiçbiri olmayacak ve çok daha ekonomik bir süreç yönetilecekti."
Panel, konuşmacıların sürdürülebilir üretim, insan haklarına saygılı yeşil dönüşüm ve geri dönüşümün yaygınlaştırılmasına yönelik kapanış vurgularıyla sona erdi; katılımcılar teknik detayların ele alınacağı çalıştay oturumuna yönlendirildi.
